Г–lгјm Vardд±r Ећu Dгјnyanд±n Sonunda (boеџu Boеџuna) Access

Dünya, büyük bir pazar yeri gibidir. Sabah tezgahını açan, akşam toplar gider. Ne saraylar kalır ne de biriktirilen altınlar. Geriye kalan tek şey, bir insanın kalbinde bıraktığınız o ince sızı ya da sıcak bir tebessümdür. Kırmadan, İncinmeden Yaşamak

Ölüm Vardır Şu Dünyanın Sonunda: Boşu Boşuna Bir Koşturmaca mı?

Bu yazı, Neşet Ertaş'ın felsefesini ve türkünün duygusunu modern bir dille yorumlamak için hazırlanmıştır. Dünya, büyük bir pazar yeri gibidir

Bu blog yazısı, Neşet Ertaş’ın ölümsüz eseri "Boşu Boşuna" (Ölüm Vardır Şu Dünyanın Sonunda) türküsünden ilham alarak hayatın geçiciliği, sevginin değeri ve dünya malının anlamsızlığı üzerine bir derin düşünme (tefekkür) niteliğindedir.

Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş, o yanık sesiyle "Ölüm vardır şu dünyanın sonunda" dediğinde, aslında hepimizin bildiği ama her gün unuttuğu o büyük gerçeği yüzümüze çarpar. Modern hayatın gürültüsü içinde öyle bir hırsa kapılıyoruz ki; sanki bu dünyadan hiç gitmeyecekmişiz gibi kök salmaya, biriktirmeye ve kırmaya çalışıyoruz. Peki ama neden? Dünyanın "Yalan" Yüzü bu dünya bir penceredir

Mademki yolun sonu belli, o halde bu yolu nasıl yürüdüğümüzün önemi artıyor. Boşu boşuna yorulmak yerine; İnsan, sevdiği kadar yaşar.

Yarın, henüz verilmemiş bir sözdür. Elimizde olan tek şey ise şu an. Sonuç Yerine her gelen baktı geçti.

"Vade tecelli edip de ömür biterse," arkamıza dönüp baktığımızda "Keşke" demek yerine "İyi ki" diyebilmeliyiz. Hayat; hırslarımız, kavgalarımız ve küçük hesaplarımız için çok kısa. Neşet Ertaş’ın da hatırlattığı gibi; bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.